Make your own free website on Tripod.com

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var
GÖRMEDİĞİNİZ ÇOK YER VAR

AKHİSAR (TİYATİRA)
          Akhisar içinde ve çevresinde bulunmuş pek çok yazıt ve heykel kalıntıları, daha önceki yıllarda bilim dünyasınca yayınlanmıştır. Konu ile, ilgili bilgi almak isteyenler sitemizin belirlediği koşullar dahilinde başvurabilir ve bilgi alabilirler.Manisa Müzesinde ve Akhisar ilçesinin çeşitli yerlerinde bir çok eser daha vardır.

AKHİSAR ULU CAMİ (FETHİYE CAMİ) HAKKINDA BİLGİ

AKHİSAR ULU CAMİNİN ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KUTSAL KİLİSEDEN BİRİ OLMA OLASILIĞI VARDIR. ANCAK BİR BAŞKA GÖRÜŞE GÖRE DE; BUGÜN KENT İÇİNDE TUĞLA KALINTILARININ BULUNDUĞU YERDE  ESKİDEN KİLİSE OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.İNCİL'DE ADI GEÇEN  YEDİ KİLİSEDEN   BİRİSİ OLAN BU KİLİSENİN "DEVAMLI KURBAN " "SIKI TUTAN" GİBİ ANLAMLARI DA VARDIR.
            Bu turun temel amacı Yedi Kilise olduğundan buraya alınmıştır.Ancak dinsel turlarda gruplar genellikle sadece Tiyatira Gezisi yapıp Akhisar turunu bitirmektedirler.Özellikle Yedi Kilise ve Selçuklu Mimarisi'ni amaç alan turlarda programa konulması gerekir. Aşağıda gördüğünüz Akhisar Ulu Camiine ait fotoğraflar 18 Ağustos 1998 tarihinde Ali Osman Muş tarafından çekilmiştir.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var      Akhisar Ulu Cami mahallesindeki bu yapı eski bir kiliseden camiye çevrilmiştir. Kiliseden önce de olasılıkla bir tapınak olarak hizmet görmekte idi. Kesin yapılış tarihi belli değildir.Büyük taş bloklar horasanla tutturularak bir tapınak yapılmıştır. Ekmel İzdem'in  Dünkü Bugünkü Akhisar adlı eserinde belirttiğine göre Romalılar onararak bedesten (çarşı) halinde kullanmışlardır. Hıristiyanlık döneminde kiliseye dönüştürülen yapıda  günümüzde bile doğu yönünde yarım daire şeklindeki papazın vaaz verdiği yer olan absisin temelleri görülebilmektedir.  
Yapı Saruhanoğulları döneminde camiye çevrilmiştir. Evliya Çelebi Akhisar'a geldiğinde bu caminin adının FETHİYE cami olduğunu belirterek  minaresinin yıkılı olduğunu  belirtmiştir.Bu camiye neden FETHİYE CAMİİ denmiştir?
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var . Bu soruya sanat tarihi profesörü Haluk KARAMAĞRALI şöyle cevap vermektedir:" Türkler fethettikler, her kentin en büyük kilisesini camiye tahvil ederek fethin simgesi olarak kullanmışlar zaruret olmadıkça diğer kiliselere dokunmamışlardır."Fethiye camileri Anadolu'da  Ulu Cami olarak da adlandırılırlar. Cami  devşirme malzemeden yapılmıştır.Kırmızı tuğladan yapılmış görkemli bir  minaresi vardır.
Ulu Caminin güney tarafı eski antik yapının kalın duvarlarından  ve kemerli kısımlardan ibarettir Yedi metrelik bir temel üzerine kurulan  bu tarihi yapının büyük kubbesi yıkılmış ve tuğladan yenilenmiştir. Doğu ve batı duvarları Türk sitiline göre kısmen onarım, kısmen yeni ilaveler görmüştür. Sicilya mermerinden ilmik şeklinde dört sütun üzerine bir ser mahfil (oturma yeri) oturtulmuş, mihrab ve minberle tamamlanmıştır. Sicilya'dan getirilen ve kiliseye ait oln bu mermerler ayrıca incelenmeye değerdir.Ulu caminin minaresi şerefesinden itibaren 1913 depreminde yıkılmış, sonradan yeniden yapılmıştır. Eskiden cami avlusunda sınırlı bir lan içinde karşılıklı ve birbirine eşit, üçer odalı birer DARÜL HADİS ve KURRA  her ikisinin arasında da bir dersane inşa edilmiştir. Günümüzde bu yapılar mevcut değildir.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

Ulu Caminin en büyük özelliği çok eski   bir yapı olması ve putperestlere, Hırıstiyanlara ve Müslümanlara ibadet yeri olarak hizmet etmiş bulunmasıdır .
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Ulu Camiinin hemen kuzey kısmında eskiden bir Nakşibendi tekkesi bulunmaktaydı.  Bu yapı da sonradan yıkılmıştır.Caminin dış kapısındn içeriye girilince sol tarafta yerde birçok Korinth sütun başlığı ve Osmanlı mezar taşları görülmektedir. Cami avlularındaki küçük mezarlıklar hazire adı verilmektedir. Türkiye'deki hazirelerdeki mezar taşları günümüze çok az sayıda ulaşmıştır.Fakat Akhisar'da Ulu Camii, Aynalı Cami  ve Şeyh İsa
Osmanlı Dönemi Türk taş işçiliğini yansıtan çok güzel örnekli mezar taşları korunarak bugüne kadar gelebilmiştir. Mezar taşlarının bir diğer adı da şahidedir. Bu  kelimenin mezar taşları için kullanılması " bulunduğu yerde bir müslümanın gömülü olduğunu bildiren şey" anlamında olmuştur.         
Şahide kelimesi daha çok yazısız mezar taşları için kullanılır.Müslümnlrın bulundukları mezarlara kabristan ve hazire adı verilmiş gayri müslimlerin mezarlıklarına da maşatlık denilmiştir Örneğin Akhisar'da Rum, Ermeni ve Yahudi maşatlıkları vardı.
Günümüzde dahi Reşat Bey mezarlığının batı tarafındaki Yahudi maşatlığına ait mezar taşları görülebilmektedir.
    Yine Ulu Cami haziresindeki mezar taşlarına dönelim. Bunlar çoğunlukla 19 yüzyıldan kalmadır.Bu haziredeki mezar taşlarının alınlıkları bitki motifleri ile süslenmiştir Bazı taşların alınlıklarında ise  birbirinden güzel cami motifleri vardır. Cami motifleri yanında  bitkisel süslemeye de yer verilmiştir

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var H.1311 tarihli taşın alınlığı değişik tarzda bir süslemeye sahiptir.Alınlığın ortasında bir kandil motifi bulunmakta  ve her ikik yanından aşağıya doğru iri yapraklar sarkmaktadır. Aynı haziredeki 1313 tarihli taşın alındığı çifte minareli, son cemaat  yerine sahip bir cami ile dekore edilmiştir. Son derece belirgin hatlara sahip caminin üzerindeki istiridye kabuğu değişik bir örnek teşkil etmektedir.
Akhisar Ulu Cami'deki mezar taşları şu kişilere aittir: 1801 tarihli Hacı Osmanoğlu Hacı Mehmed, 1820 tarihli Uzun Ali Ağ zevcesi Ümmü Gülsüm Hoca, 1827 tarihli Zaide Hacı Mehmet Ağa'nın zevcesi, 1830 tarihli Külahçıoğlu Mustafa zevcesi Hatice kadın, 1839 tarihli Daizade Halil Ağa zevcesi Ayşe Hanım, 1843 tarihli Halil Ağa, 1894 tarihli Hacı Abdulkadir Ağa kızı Afife Hoca, 1894 tarihli Halil Ağa'nın kızı Sıdıka Hanım, 1905 tarihli Yazıcızade Hacı Ahmet Efendioğlu Şevket.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

AKHİSAR (TİYATİRA) TEPE MEZARLIĞI

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Manisa İli, Akhisar ilçe merkezi sınırları içinde olan Thyateira antik kenti, bugün modern yerleşmenin altında kalmıştır. Modern kentin merkezinde bulunan ve Tepe Mezarlığı olarak isimlendirilen alanda, 1968-1971 yılları arasında gerçekleştirilen kazılarda; 2-4.yüzyıl arasına tarihlenen bir portiko ile 5-6.yüzyıla tarihlenen absidal planlı bir yapının kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Portico, Roma İmparatorluk Döneminde, Batı Anadolu'nun birçok kentinde inşa edilmiş olan sütunlu caddelerdendir. Apsisli yapının ise dinsel işlevi olmayan bir bazilika olduğu düşünülmektedir.
   
 
Akhisar ilçesinin merkezinde bulunan Tepe Mezarlığı'nda Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1969, 1970 ve 1971 yıllarında kazılar yaptırılmıştır. Bu, şu ana kadar kent ve çevresinde yapılan tek bilimsel kazıdır. Ancak 1968 yılında da arkeolog E. Ataçeri ve Manisa Müzesi eski Müdürü K. Z. Polatkan'ın katkıları ile kazılar yapılmıştır   Akhisar Tepe Mezarlığından çıkarılan sikke ve yazıtların incelenmesinde N. Okay, C. Artuk ve L.Tuğrul görev almıştır. 1974 ve 1975 yıllarında da Rustem Duyuran bu kazılara devam etmişti.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Bugün için Tepe Mezarlığı'nda Akhisar ve çevresinde bulunmuş bir kısım antik yapıt kalıntıları  ve yazıtlar toplanmıştır. Akhisar Belediyesinin deposunda da Roma  döneminden kalma 2 adet  mezar steli, başı olmayan bir heykel gövdesi vs. bulunmaktadır.İş    Bankasının önündeki meydanda bulunan küp şeklindeki mermer bir sunak taşında bereketi simgeleyen mnotifler ve koç başları görülmektedir ki Roma dönemine ait olan bu kalıntı da belediyece koruma altına alınmıştır.
Kuzey-Güney konumunda olan ve antik kentin AKROPOL’une uzanan İON ve KORİNT tipi  başlıklara sahip ve antik kaynaklarda 25 EROS’la süslü  100  sütunlu yol HEKATONSTYLE olarak bilinen yoldan absisli yapıya çift sütun       taşıyan  2 POSTAMEND arasında oluşan  kapı girişten sağlanmaktadır. Geç ROMA dönemine tarihleyebileceğimiz HORASAN HARÇ  tuğla  örgülü apsisli kolosal yapı ise ana nef  ve bağlı hacimlerden meydana gelmiştir. Bazı yerli   ve yabancı kaynaklarca KİLİSE olarak düşünülen      yapı   daha  çok   BAZİLİKA - AGORA karakterindedir.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var
       Tepe Mezarlığı'nda ilk planda ortaya çıkan en önemli kalıntı,  kuzey-güney doğrultusunda uzayan dikdörtgen şeklindeki bölümdür.Bu bölümün  duvarları cadde seviyesinden ortalama 4,5 m. yüksekliğe kadar ayakta    durmakta olup, aralarında tuğla hatıllar bulunan moloz taşı ve kireç, kuIm karışımı harç ile yapılmıştır. Yapının kuzey tarafının iç kısmı yarım daire şeklindeki bir apsisten ibarettir. Bu yapının kuzey-güney yönündeki uzunluğu 43 metreyi bulmaktadır. Ancak bu, yapının gerçek boyu değildir. Çünkü modern caddenin açılması sırasında güney kısmının tahrip edildigi anlaşılmaktadır. Yapının genişliği  10 rn. civarındadır. 1962 ve 1968 yıllarında yapılan çalışmlar sonucunda yapıyı içten örten molozdan kısmı  kaldırılmıştır. Apsisli bölumün batısında kare veya dikdörtgen şeklinde birtakım oda ve salonlara rastlanmıştır.
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var
       Alanın kuzey doğu kısmında da geç Bizans döneminde temel taşı olarak kuIlanılmış, Roma veya erken Bizans devri büyük rnimari parçalarına rastlanmıştır.Tepe mezarında 1968 e kadar yapılan araştırmalarda İ.Ö. 2. yüzyıla ait bir Thyateira sikkesi     dışında  Roma devrinden daha eski eserlere rastlanmamıştır.
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Kazılan bölgenin üst kısımlarında son devirlere ait az miktarda kaba seramik parçalarının bulunmasına karşılık, aşağıya inildikçe Bizans ve Rorna devirleri özelliklerini taşıyan fresk, seramik ve mozaik parçalar bol miktarda ele geçmiştir. Bugün için en alt tabaka denilebilecek seviyede bulunan bir miktar bakır sikkenin çoğu Roma devrine aittir.
1969 kazısında alanın doğu kısmındaki moloz yığın kaldırılmış ve   bir portikonun (girişin) kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca alanın kuzey kısmında kaymakamlık lojmanı ve Tekel idaresinin bahçelerinde açılan sondaj kuyularında söz konusu portikonun insitu (orijinal ) durumundaki postament ve stylobat bloklarına rastIanmıştır.Elde edilen buluntulara göre bu kısımda yer alan sütunlu yolun uzunluğu 100 m.yi bulmaktadır.
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var
     Doğu kısımdaki  sütunlu yolda, kolonadın iki sıradan meydana gelen stylobat blokları kum ve kireç harçlı moloz taşından yapılmış bir temel üzerine  yerleştirilmişlerdir.
Stylobat sıraları sarımtrak kalkerden işlenmiştir. Alt sırayı oluşturan blokların genişIikleri ortalama 130 cm. yükseklik 29 cm., uzunluk 60-210 cm. dir. Üst sıra bloklar, alttakilere oranla 28 cm. daha dardır. Böylece ikisinin arasında 28 cm.lik bir basamak meydana gelmektedir. Bu sütunlu yolun ortasında apsisli bölüme geçişi sağlayan kapının tam aksine olmak üzere çift sütun taşıyan iki postament vardır. Kuzeydeki postamentin taşıdığı çift sütun parçalanmış ve bazı parçaları geç devir duvarlarında kullanılmıştır. Güneydeki postamentin taşıdığı çift sütun ise hiç kırılmadan yerde yatar şekilde bulunmuştur. Sütunlu yolun güneyindeki durum yapının son şeklini açıklayacak niteliktedir. Gerçekten burada postamentler insitu durumunda bulundukları gibi, bunların üstündeki diğer bütün elemanlar yıkılış sırasındaki durumlarını tam olarak korur şekilde bulunmuşlardır.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

Sültun kaidelerinin bazıları postamantlerle birlikte, bazıları da ayrı olarak işIenmişlerdir. Sütun gövdelerinin hemen hepsi kırılmıştır. Yükseklikleri  ortalama 4 m. kadardır. Bu kesimde bulunan sütun başlıkları İon düzenindedirler. Sütunlu yolun kuzey tarafinda bulunan başlıklardan bazıları İon, bazıları da Korinth düzenindedirler.
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var  

      

Her iki düzende başlıkların taşıdığı kemerler aynı özelliği gösteriyorlar. Başlıkların üzerine çifte kemer başlangıç blokları oturtulmuş ve bunların arasına üç bloktan meydana gelen yuvarlak  kemerler yerleştirilmiştir. İki kemer arasındaki boşluk ise, bir bloktan yapılmış yarım üçgenlerle doldurulmuşturki bunların bazıları rozetlerle süsIenmiştir. Kemerlerin üzerindeki  diş dizisi ve ondan sonraki kısım tek bloktan işlenmiş olup olup yüksekligi 36 cm.dir.

Portiğin arka duvarı, apsisli bölümde olduğu gibi, aralarında kum ve kireç harcı bulunan moloz taşlarından işlenmiş ve beş sıra tuğla hatılla kuvvetlendirilmiştir. Duvar kalınlığı 85 cm.dir. Çatının ahşap olduğu zannedilmektedir. Toprakta yangın tabakası vardır. Portikten arka bölümlere girişi sağlayan iki de kapı bulundu. Portiği oluşturan bloklar demir kenetlerle birbirine tutturulmuştur. Ayrıca kenetleri sağlamlaştırmak amacı ile bol ölçüde kurşun kullanılmıştır  Portiğin önündeki cadde küçük moloz taşlarından işIenmiş ortası kabarıkça bir döşeme ile örtülüdür. Caddenin eski genişliğini tam olarak saptamak olanağı bulunamamıştır. Modern cadde ile eski cadde yüzeyleri arasında ortalama 160-190 cm.lik bir fark vardır ve eski caddenin döşemesi modern caddenin altına doğru uzanmaktadır. Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

Son olarak şunu belirtmek yerinde olur: Tepe Mezalığı'nda ortaya çıkarılan yapının işlevinin ne olduğu halen kesin olarak bilinmemektedir Kilise ya da dini bir yapı olduğuna dair bir belirti yoktur. Belki bir meclis binası (bouleitereion) olabilir.

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Sağda ve Solda Akhisar Tepe Mezarlığı Kalıntıları fotoğraflarını görmektesiniz Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var Özetle Tepe Mezarlığı kazı alanının doğu kesiminde boyu 100 m.yi aşan bir portik ile bunun önündeki caddenin önemli bir bölümü ortaya çıkartılmıştır. Kalınıtların Roma imparatorluk devrinde batı ve güneybatı Anadolu kentlerinde bir çok benzerleri görulen iki tarafları sütun sıraları ile çevrili bir direkli caddeye ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu caddeleri sınırlayan  portiklerin arkalarında genellikle dükkanlar bulunur. Bazılarında ise özellikle büyük yapıların önüne rastlayan kesimlerinde dükkan yoktur ve portiğin arka duvarında açılmış kapılardan bu yapılara geçilmektedir. Bugüne kadar Tepe Mezarlığı kalıntılarını tanımlamaya yarayacak bir yazıt ele geçirilememiştir.

Yazılı kaynaklar, Roma döneminde Thyateira'da bir takım stoa-portiklerin buhinduğunu ve bunlardan bir tanesinin 100 sütunlu olduğunu bildirmektedir. Gerçekten A. Frontrier'in Akhisardan 5 km. uzaklıkta bulnnan Medar koyünde görüp kopyasını aldığı bir yazıtta, Thyateira'daki yapılardan sözedilirken yirmibeş  Eros'la süslü yüz sütunlu (Hekatontastyle) sözcüğü geçmektedir. Bu yüz sütunlu yapı sözcüğü daha sonra yazılan eserlerde "stoa-portik' olarak görülmektedir. Hatta W. Ramsay bunun "100 sütunlu uzun bir stoa oldugunu ileri sürmektedir. R. Duyuran'ın kaydına göre, bu stoa-portikin agoraya yakın bir yerde bulunması ve bir yapının parçasını oluşturması bakımından uzun bir portikten çok hipostil bir salon halinde olması akla daha yakın gelmektedir

Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var
Anabatours - Görmediğiniz Çok Yer Var

 

Kolonadin insitu durumunda bulunan alt kısımları ve sütun başlıkları İ.S. 2. yüzyıl yapılarıyla karşılaştırılbilir. Kemerlerin toprk döşemesini örten yangın tabakasının altında ve içinde bulunan   sikkelerin çoğu İ.S. 4 Yüzyıla ait olup en yenileri  ARKADIUS (395-408) devri sikkelerindendir. Tepe Mezarlığı kazıları sırasında taşınabilir buluntulara pek az rastlanmıştır.

  Kazıları yürüten  R. Duyuran'ın  Thyateira kenti ile ilgili gözlemleri şöyledir:

a) Thyateira'nınn akropolu Devlet hastanesinin kurulu bulunduğu tepeciğin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten burası modern kentin kuzeyinde oldukça yüksek bir tepe halindedir ve yöresinde antik devre ait bir çok mimarlık parçaları görüülmektedir. Hastane binası yapılırken açılan çukurda eski yapı kalıntılarına rastlanmıştır. Son kazılarda hastane tepesinin batı eteğinde bugünkü sokak döşemesinin hemen altında yumurta dizisi ve çiçeklerle süslü bir saçaklık bloku ve bazı duvar kalıntılrı ortaya çıkartılmıştır. Hastane pavyonlanının çevrelediği orta bahçede yapılacak araştırmaların  önemli sonuçlar vermesi umulmaktadır.
b) Thyateira vee çevnesinde yüzlerce yazıt derlenmiş olmasına karşılık bugün bunların pek azı emniyet altına alınmış bulunmaktadtır.Özellikle bazı mezarlıklar nakledildikleri sırada büyük kısmının kaybolduğu anlaşılmaktadır. Bunların içinde önceden bilinenler olduğu gibi henüz yayınlamamış olanlar da vardır.
c) Akhisar'ın 6 km. güneyinde bulunan Kennes köyü de arkeolojik araştırma yönünden büyük önem taşımaktadır. Bu köyün özellikle mezarlığında birçok mimarlık parçaları ve yazıtlar görülmektedir. Yabancı bilginlerin geçen yüzyıldaki araştırmaları sırasında stratejik önemine ve buluntularının zenginliğine değindikleri bu köyde arkeolojik araştırmalar önemli sonuç verebilir.  

Thyateira ve civarında, çoğunlukla Roma imparatorluk devrine tarihlenen çok sayıda yazıt da geçmiştir. Örneğin, Thyateira'da bulunan ve i.S. 97 ye tarihlenen bir bilingual (iki dilde) miltaşı imprator Nerva'yi övmektedir. Aynı taş, aynı amaç için 5 yıl önce Domitianus'u övmek için de kullanılmıştı İ.S 75 yılında Thyateira çevresindeki bir yol yapımı sırasında dikilen bir miltaşında Vespasianus'tan söz edilmektedir. Ayrıca Thyateira'da bir "Hadrianus kutsal alanı" da vardı ve burada I.S. 128-138 yılları arasında yapılan küçük bir altar (sunak) imparator Hadrianus'u Olympos tanrılarından biri olarak selamlamaktadır.Thyateira'da dikilen ender bir Antoninuslar dönemi anıtı, Marcus Aurelius ve karısı Faustinanin (İ.S. 166-169) küçük oğulları Verus'un bir heykelidir. Yine Thyateira'da imparator Commodus'a ait büyük bir heykel kaidesi vardı ve bu, ya onun erken saltanatı döneminde (180-182) bir anma nedeniyle yapılmıştır ya da ölümünden sonra olasılıkla Septimus Severus tarafindan  yaptırılmıştır.  Ayrıca bölgede, Pergamon'dan Thyateira'ya ve
Sardeis'e giden yollara dikilen bazı miltaşları Roma Imparatorları Elagabalus, Gordianus II ve Tacitus'un adlarını  içermektedir. Thyateira'da ayrıca, Severus Alexander döneminin Herakles'ine ait bir heykel kaidesi de ele geçmiştir. Kuşkusuz bunun üzerinde bir Herakles heykeli bulunmaktaydı.
            lmparator Caracallanin Thyateira'yı ziyareti sırasında (I.S. 214-215) kentte bu imparatora ait iki heykel dikildiği ve Severus  Alexander'a ait bir heykel ve bir sunak (altar) bulunduğu anlaşıllmaktadır. Carus ve Carinatus'un saltanatları döneminde de (282-283) Thy'ateira kenti tarafindan dikilen Grekçe yazılı bir miltaşı Hierokaisareia (Beyoba) yakınlarında ortaya çıkartılmştır. Thyareira ile Hierokaesareia arasında bulunan köylerden biri de, bölgenin yollarını tamir ettiren imparator Elagabalus'a adanan yazılı bir stel
yaptırmıştı. Thyateira kentinde bulunan diğer bir miltaşının iki kez kullanıldığı anlaşılmaktadır.
                                        
                                                     Hastane Höyüğü ( AKHİSAR kalesi,Akropol)

     Akhisar Devlet hastanesinin bulunduğu tepecikte 1992 li yıllarda temel kazısı sırasında ortaya çıkarılan eserler arasında bulunan kap kaçak örnekleri İ.Ö. 3000 yıllarına (eski tunç çağı) tarihlenmektedir. Bunlar monokrom (tek renkli) keramiklerdir. Bu keramik örnekleri Manisa Müizesinde korunmaktadır. Öyleyse 5000 yıldan beri Akhisar'da kuçük de olsa bir yerleşim yeri bulunduğu varsayılabilir. Hastane bahçesinde bulunan ve uzun bir yazıta sahip olan lahtin de Hellenistik döneme ait olduğu bilinmektedir. Bu tepe Hellenistik dönemde nekropol (mezarlık) olarak kullanılmıştır.Bir ara kentin akropolü haline gelmiştir. Yine Manisa Müzesi uzmanlarının belirttiğine göre burada İ.Ö. 3. yüzyıl Hellenistik döneme alt bir gladyatör mezarı da bulunmuştur. Bu mezarda şerit halinde 8 adet altın Ievhadan ibaret madalya ve ayrıca gladyatör dövüşünden önce kullanılan, ciltteki yağı sıyırıp atmak işine yarayan ve adına strigilis denilen demir bir alet de ortaya çıkartılmış ve bu değerli buluntular Manisa Müzesine kaldırılmıştır.

Yukarıdaki notlar; Dr. Baki Satış'ın İlk Çağdan Günümüze Akhisar (1994) ve Akhisar Anadolu Lisesi 5. sınıf öğrencisi Yasemin Algın, 4. sınıf öğrencisi Güldane B. Bozacı 'nın   Akhisar'ın Yerel Tarihi adlı eserleri ile bu metinlerin hazırlayıcısı Ali Osman MUŞ'un Ankara Üniversitesinden Sanat Tarihi Hocası  Haluk Karamağralı' dan aldığı ders  notlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

[ İzmir ]     [ Efes ]     [ Sart ]     [ Alaşehir]     [ Laodikya]     [ Bergama ]

[ Anasayfa ]      [ E-mail ]